İnsan, hiçbir şeyi yapmak zorunda değil mi?
Çünkü yapılması gereken diye sunulan her şey, başkalarının uydurduğu bir düzen midir?
Herkesi anlamak zorunda değilim.
Zaten çoğu insan anlaşılacak kadar derin değil.
Sevmek zorunda değilim.
Çünkü sevgi dedikleri şey çoğu zaman bir alışkanlık, bir ihtiyaç, bir korkunun başka adı değil midir?
Vicdanım bile bana ait değil belki,
öğretilmiş, işlenmiş, şekillendirilmiş bir yankı sadece.
O yüzden onun çağrısına uymak zorunda da değil miyim.?
İnsanlara kendimi anlatmak zorunda değilim.
Çünkü anlamak istemeyen biri için en doğru cümle bile anlamsız değil midir?
Yalnız kalmamak için kurulan dostluklar,
sessizliğin biraz daha gürültülü hâlinden başka bir şey değil ki.
Ben o gürültüye katlanmak zorunda değilim.
Hayatın bir anlamı olduğuna inanmak zorunda değilim.
İnsanların değerli olduğuna inanmak zorunda değilim.
Çünkü çoğu değer, üzerine uzlaşılmış bir yanılsama değil midir?
Kendi yükünü taşıyamayan insanların ağırlığını taşımak zorunda değilim.
Onların eksikliklerini tamamlamak zorunda hiç değilim.
Saygısızlığın, yüzeyselliğin, yapaylığın içinde bir hakikat aramak zorunda değilim.
Çünkü bazen ortada bulunacak bir hakikat yoktur.
Ve belki de en doğrusu şudur:
hiçbir şeyin gerçekten önemli olduğuna inanmak zorunda değilim.
Sevgi de geçer, öfke de.
Bağlar çözülür, anlamlar dağılır.
Geriye kalan şey, sadece alışılmış bir varoluş biçimidir.
Ben bu oyunun parçası olmak zorunda değilim.
Kimseyi sevmek zorunda değilim.
Kimse için kalmak zorunda değilim.
Kimse için değişmek zorunda değilim.
Ve en sonunda
hiçbir şeyi sürdürmek zorunda da değilim.
Çünkü her şey,
en başından beri,
sürdürülmeye değecek kadar gerçek değil ya da gerçek değilmiş.
GizDöküm sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.