Immanuel Wallerstein, özellikle geliştirdiği Dünya Sistemleri Teorisi (World-Systems Theory) ile tanınan önemli bir sosyolog ve tarihsel toplum bilimcisidir. Özellikle kapitalizmi yalnızca ekonomik değil; siyasal, kültürel ve tarihsel bir dünya sistemi olarak incelemiştir. Bu eser modern kapitalist dünya sisteminin tarihsel gelişimini ayrıntılı biçimde inceleyen temel kaynaklardan biri olarak kabul edilir.
Wallerstein’e göre modern dünya:
- Tek tek uluslardan değil,
- Birbirine bağımlı ekonomik ilişkilerden oluşan
- Küresel bir sistemdir.
Bu nedenle bir ülkeyi anlamak için yalnızca kendi iç yapısına değil, dünya içindeki konumuna da bakmak gerekir. Wallerstein’a göre dünya, birbirinden bağımsız ulusların toplamı değil; ekonomik olarak birbirine bağlı tek bir kapitalist dünya sistemi hâline gelmiştir.
İmmanuel Wallerstein modern dünyayı birbirinden bağımsız ulus devletlerin toplamı olarak değil, küresel ölçekte işleyen tek bir kapitalist dünya sistemi olarak değerlendirir. Ona göre modern dünyanın temelini kapitalizm, uluslararası iş bölümü ve eşitsiz ekonomik ilişkiler oluşturur. Bu nedenle dünyayı anlamanın yolu yalnızca tek tek ülkeleri incelemekten değil, ülkelerin dünya sistemi içerisindeki konumlarını analiz etmekten geçer.
Wallerstein’a göre dünya ekonomisi hiyerarşik bir yapıya sahiptir ve bu yapı merkez, çevre ve yarı-çevre ülkelerden oluşur. Merkez ülkeler ekonomik ve teknolojik açıdan güçlü olan, gelişmiş sanayiye, yoğun sermaye birikimine ve güçlü devlet yapısına sahip ülkelerdir. Bu ülkeler dünya ekonomisini yönlendirir, ucuz emeği kullanır ve çevre ülkelerin kaynaklarından yararlanır. ABD, Almanya ve İngiltere gibi ülkeler genellikle merkez ülkeler arasında gösterilir.
Çevre ülkeler ise sistemin daha zayıf kısmını oluşturur. Bu ülkeler çoğunlukla ucuz iş gücü sağlayan, hammadde üretimine dayanan, dışa bağımlı ve düşük sanayileşmiş ülkelerdir. Çevre ülkeler merkez ülkelere ekonomik kaynak aktarırken aynı zamanda bağımlı hale gelirler. Wallerstein’a göre küresel eşitsizliğin temel nedeni de bu ilişkidir.
Yarı-çevre ülkeler ise merkez ile çevre arasında yer alır. Bu ülkeler hem sömürülen hem de belirli ölçüde sömüren bir konumda bulunabilirler. Sistem içinde denge sağlayıcı bir rol oynarlar. Türkiye, Brezilya ve Meksika gibi ülkeler çoğu zaman yarı-çevre kategorisinde değerlendirilir.
Wallerstein kapitalizmi yalnızca ekonomik bir model olarak görmez. Ona göre kapitalizm aynı zamanda tarihsel, siyasal ve kültürel bir dünya sistemidir. Bu sistemin temel amacı sürekli sermaye birikimidir. Bu nedenle kapitalizm sürekli büyümek zorundadır; eşitsizlik üretir, krizler yaratır ve merkez–çevre ayrımını sürdürür. Kapitalizm böylece yalnızca bir üretim biçimi değil, bütün dünyayı şekillendiren tarihsel bir düzen haline gelir.
Wallerstein’ın yaklaşımı diakroniktir; yani toplumsal yapıları tarihsel süreç içerisinde inceler. Modern kapitalist dünya sisteminin nasıl ortaya çıktığını, nasıl genişlediğini ve nasıl dönüştüğünü araştırır. Ona göre bu sistem yaklaşık olarak 16. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkmış ve zamanla küresel ölçekte yayılmıştır.
Wallerstein ayrıca dünyayı yalnızca ulus devletler üzerinden açıklamanın yetersiz olduğunu savunur. Çünkü asıl belirleyici olan şey devletlerin içinde bulunduğu küresel ekonomik ilişkiler ağıdır. Bu nedenle dünya sistemi, tek tek devletlerden daha önemli ve belirleyici bir yapı olarak görülmelidir.
Modernleşme teorilerine ve Batı merkezci tarih anlayışına da eleştirel yaklaşan Wallerstein, her toplumun zamanla Batı gibi gelişeceği düşüncesine karşı çıkar. Ona göre kapitalist dünya sistemi zaten eşitsizlik üzerine kuruludur ve bu eşitsizlik sistemin devamı için gereklidir.
Wallerstein düşünsel olarak Karl Marx’tan etkilenmiştir. Ancak klasik Marksizmden farklı olarak yalnızca sınıf çatışmalarına değil, küresel sisteme ve uluslararası iş bölümüne odaklanmıştır. Böylece Marksist düşünceyi dünya ölçeğinde yeniden yorumlamıştır.
Teori bazı yönlerden eleştirilmiştir. Özellikle ekonomik determinizme fazla ağırlık vermesi, kültürel farklılıkları ikinci plana atması ve ulusal dinamikleri yeterince açıklayamaması eleştirilen yönleri arasındadır. Buna rağmen Dünya Sistemleri Teorisi; küresel eşitsizlikleri, sömürgecilik ilişkilerini ve bağımlılık mekanizmalarını açıklamada güçlü bir yaklaşım olarak kabul edilir.
Kaynakça
- Immanuel Wallerstein. (2011). Dünya-sistemleri analizi: Bir giriş (E. Abadoğlu & N. Ersoy, Çev.). İstanbul: BGST Yayınları.
- Immanuel Wallerstein. (2004). Tarihsel kapitalizm (N. Alpay, Çev.). İstanbul: Metis Yayınları.
- Immanuel Wallerstein. (2012). Modern dünya-sistemi (Cilt 1) (L. Boyacı, Çev.). İstanbul: Yarın Yayınları.
- Karl Marx, K., & Friedrich Engels, F. (2018). Komünist manifesto (Çev. çeşitli baskılar). İstanbul: Sol Yayınları.
- Keyman, E. F. (1995). Küreselleşme, devlet, kimlik/farklılık: Uluslararası ilişkiler kuramını yeniden düşünmek. Toplum ve Bilim, 67, 93–123.
- Öğütle, V. S. (2013). Dünya sistemleri analizi ve küresel kapitalizm. Sosyoloji Dergisi, 3(26), 121–140.
- Sunar, L. (2018). Modern dünya sistemi ve eşitsizlik sorunu. İstanbul: Ketebe Yayınları.
GizDöküm sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.