İÇİMDE KİMSENİN GÖRMEDİĞİ ŞEYLER…

Düşünüp durmak, sorgulamak, anlamaya çalışmak… Durmadan yaptığım meşguliyetler olmuştur bunlar. “Yeter, bırak artık bu kadar anlama uğraşını,” dedikçe daha da hapsolmuşumdur kendi kafamın içine; anlamaya çalıştıkça biraz daha kaybolmuşumdur orada. Peki, bu hayatın içinde olmak mıdır? Yoksa insan olmanın kaçınılmaz açmazı mı?

Ne olursa olsun, bir yandan içimde bir şeyler eksilip duruyor, bir yandan da çoğalıyor. Bir şeyleri özlüyorum; aynı anda başka şeylerden kurtulduğuma dair zafer naraları atıyorum. Her şeye rağmen hayatın devam ettiği gerçeğini kanıksarken en çocuk tarafımla içimde bir şeylerin yasını tutuyorum. Gidenin ardından bakarken gitmesine seviniyor, kurtulduğum şeyleri bazen yeniden özlüyorum. İnsan kendi içinde bu kadar çok yere nasıl bölünebilir?

Düşünüyorum, soruyorum ama cevap bulamıyorum. İyi niyetimi, sevgimi, acımı neden ispatlamak zorundayım? Hiçbir şey gözlerimden okunmuyor mu? Kelimelerim, cümlelerim hiçbir şey anlatmıyor mu? Samimiyetim yapmacık mı geliyor? Kırıldığını, üzüldüğünü göstermek için insanın ağlayıp yerlerde sürünmesi mi gerekiyor? Acının da sevginin de sürekli kanıtlanması gereken bir dünyada insanın sözüne ve yüzüne ne kaldı?

Heyhat! Cehennemi neden başka bir dünyada arıyoruz ki? Bizler cenneti yok eden varlıklar değil miyiz?

Nihayetinde, yaşamanın bütün zorluğuna rağmen her şey bazen nafile bir koşuşturmaca gibi geliyor. Bu düşünceyi içimden çıkarıp atabilir miyim? Gitgide olup bitene karşı sağırlaşabilir miyim? Kendimi bütün kötü niyet okumalarından soyutlayabilir, başkalarının bencilliklerinden koruyabilir miyim? Yoksa bu koşuşturmaca sürüp gidecek mi? Ben mi derinleşeceğim, bu düşünceler mi derinleşecek, yoksa bir gün ikimizden biri pes mi edecek?

Hem pes etmek nedir ki?

Hayatın insana hiçbir zaman gerçekten izin vermediği bir şey değil midir pes etmek? Ayakta kalmak zorundasın çünkü nefes alıyorsun. Sabah oluyor, gözlerini açıyorsun ve dünya senden kaldığın yerden devam etmeni bekliyor. İçinde neyin öldüğünü, neyin yarım kaldığını, hangi şeyin artık eskisi gibi olmadığını sormadan… Yaşıyorsan devam etmen gerektiğini söylüyor hayat. Belki de onun en acımasız tarafı tam olarak bu.

İçimde kimsenin görmediği şeyler var. Belki görmek istemedikleri, belki görüp de umursamadıkları… Fakat sonra dönüp kendime soruyorum: Ben de bir başkasına karşı aynı şeyi mi yapıyorum? Ben de görmemeyi mi seçiyorum? Başkasının içinde kopan şeylerin yanından hiçbir şey olmamış gibi geçiyor muyum?

Ya bütün bu sorguladıklarımın karşısında ben de sandığım kişi değilsem?

Ya ben de bir başkasının hikâyesinde yapmacık, samimiyetsiz, sevgisiz ve kötü niyetli bir zavallı bedenden başka bir şey değilsem?

İnsan kendisini hangi aynada gerçekten görebilir? Kendi niyetlerimizden eminiz belki ama başkalarının hayatında bıraktığımız izi ne kadar biliyoruz? Bizi kendi içimizden tanıyoruz, başkalarını ise davranışlarından yargılıyoruz. Belki de insan ilişkilerindeki en büyük adaletsizliklerden biri burada başlıyor.

Sonra bütün bunların sonunda aynı yere geliyorum:

Acı mı, mutluluk mu?

Nedense artık en çok da bu ayrım anlamsız geliyor bana.

Çünkü insan yalnızca mutlu ya da yalnızca acı çeken bir varlık değil. Aynı anda özleyip vazgeçebiliyor, severken uzaklaşabiliyor, kurtulduğuna sevinirken kaybettiğinin yasını tutabiliyor. İçinde bir şey ölürken başka bir şey büyüyebiliyor.

Belki mesele hangisinin galip geldiği değildir.

Belki hayat, acıyla mutluluğun birbirini yenmeye çalıştığı bir yer de değildir.

Belki bütün bu nafile koşuşturmanın içinde bize kalan, ne hissettiğimize bir isim bulmaya çalışmaktan çok, bütün çelişkilerimizle yaşamaya devam etmektir.

Çünkü sonunda insan ne tamamen eksiliyor ne de tamamen çoğalıyor.

Bir şeylerini kaybederken başka bir şeye dönüşüyor.

Ve nefes aldığı müddetçe, istemese bile, devam ediyor.


GizDöküm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Bir Cevap Yazın

GizDöküm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin

GizDöküm sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin